|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 23 Temmuz 2009 18:07 |
 Bu duzenli, neseli ve modern sehre yolum yazin hic dusmemisti. Onceden soguguna ragmen severdim, simdi daha baska sevdim. Her seyden once bu sehirde blues var, ki ben ayni 12 blues akorunu saatlerce dinleyebilirim. Sonra koskoca Michigan Golu var, yazin gordum ki yuzuluyormus bile. BIsiklet parkurlari var, sehrin icinde kosan insanlari var (hem de cok), yemyesil parklari var. Hareketli Michigan Bulvari var. Mini elbiseleri ve mini cantalariyla gece disari cikan acayip guzel kizlari var. Daha ne olsun! Ha tabii son zamanlarin en onemli olayini unutmayalim. Chicago'nun en yuksek rakimli ofise yolladigi Barack Obama'si var bir de. "Eger Amerika'nin her seyin mumkun oldugu bir yer oldugundan hala suphe edenler varsa bu gece cevaplarini almislardir" demisti Barack Obama secildigi gece Grant Park'ta. Grant Park'a kadar gitmeye usendik ama fotograflarda da goreceginiz gibi unlu Fasulye heykelinin bulundugu Millenium Park'a gittik. Oradan Chicago nehrine yuruyup guzel bir tekne turu yaptik. Bizim bindigimiz tekne, once sehrin icine ilerliyor, bu sirada bir anlatici etrafta binalari detaylica anlatiyor, sonra geri donup Michigan golune aciliyor, bize guzel bir Chicago manzarasi seyrettiriyordu. Daha farkli tur secenekleri de varmis. Baska bir gun gol kiyisindaki plajlari dolastik, hatta North Beach'ten bisiklet kiralayip bir kac saat de bisikletle gezdik. Megerse o plajda efsanevi McHammer'in konseri varmis, biz sonuna yetistik ama en iyi kismi buydu herhalde. "Can't Touch This"i soylerken! Gecen geldigimde Kingston Mines isimli blues barina gitmistik, bu sefer tanidiklar Blue Chicago'yu (sagol Ozan!) onerdi ama firsat olmadi. Turistik etkinliklerin disinda bol bol Amerikan hamburgeri yedik, margarita ictik, 4 yumurtayla yapilan omletleri mideye indirdik, pancake'in uzerine maple surup dokup yaladik. Yani obezlige giden yolda bayagi adim attik arkadaslarla. Ama en guzeli, Gozde'nin dogumgununu kutladigimiz inegol kofteli, coban salatali ve tabii ki rakili yemek oldu. Bu vesileyle Gozde'ye bir kez daha Heppi de bortdey tu yu amanini diyorum. :)
|
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 17 Temmuz 2009 07:23 |
|
Bastan yazayim. Hawaii, Hollywood filmlerinin surekli olarak pompaladigi gibi bir cennet parcasi degil. Havaalaninda ada muzigi esliginde danseden yerliler beni karsilayip boynuma o cicek kolyelerden de asmadilar zaten. Istersem 12 dolar verip alabilirmisim. Eee ne anlami kaldi o zaman? Yine de hakkini teslim edeyim, Hawaii guzel bir tatil mekani. Ama oyle cilginca eglence icin degil de sevgiliyle romantik zamanlar gecirmek icin.
Hawaii, 7 adadan olusuyor. En buyuk ada Buyuk Hawaii adasi ama asil yerlesim Oahu adasinda. Oahu adasinin topraklari Honolulu sehrine ev sahipligi ediyor. Honolulu'nun en bilinen plaji Waikiki. Waikiki Plaji, Tayland adalarindaki arkadaslarinin yaninda cok sonuk kalsa da guzel tarafi, plajin hemen arkasinda cok canli bir Amerikan sehrinin bulunmasi.
Arkadaslarimla bulusmak uzere Maui adasina gececegimden Oahu'da sadece 1 gun gecirdim. Onda da Pearl Harbor'u gezip Waikiki plajinda dinlendim. Biraz daha vaktim olsaydi, adanin kuzeyine gidip o ucsuz bucaksiz yesil platolar ve ucurumlari gorurdum. Lost dizisinin hayranlarini kiskandiracak fotograflar cekerdim. Zamanimin cogunlugunu gecirdigim Maui adasi, balayi adasi olarak biliniyormus. Bunu maalesef tecrubeyle ogrendik. Saat 11 gibi gittigimiz bir bardan, kapattik kardesim denilerek disari yollandik. Farkettik ki oteldeki ve civardaki mekanlarda tum etkinlikler en gec 11'de sona eriyor. Balayi icin gelen ciftlere yapilan bir iyilik olarak algiladik bunu.
Turkiye'den Hawaii'ye nereden gelinmeli diye arkadaslarla kafa yorduk. Ben Istanbul-Tokyo-Honolulu hattini onerdim. Bu rota ile Hawaii'ye ulasmak 19 saat suruyor, trenle degil ucakla. Istanbul'dan batiya giderek de asagi yukari ayni surede ulasilabilecegini hesapladik. O taraftan da bu taraftan da Turkiye'den 19-20 saat ucarak geldiginize degmez Hawaii'ye, hic ugrasmayin, dunyada cok daha guzel yerler var.
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 16 Temmuz 2009 08:38 |
|
Unlu Hollywood oyuncusu Matthew McConaughey ile sorfte kapismaya Hawaii'ye gitmistim ama Matt haberi almis olacak, kacmis gitmis.
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 15 Temmuz 2009 08:51 |
 2 haftalik aradan sonra tekrar sirt cantasini yuklenip Miami'de hostele attim kendimi. Bir Kolombiyali, bir Avustralyali, "s.ktr lan!" diyebilen bir Alman, "gardas" diyebilen bir Fransiz ile gazoz icimli Budweiser biralari hupletip memleketin haline kafa yorduk.
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 07:03 |
 7 Aralik 1941: O zamanlar daha ABD'ye katilmamis olan Hawaii'nin Oahu adasindaki Amerikan Pearl Harbor deniz ussunun Japonlar tarafindan bombalanmasi. 8 Aralik 1941: Amerikan Kongresinin Japonya'ya savas ilan ederek ABD'yi resmen Ikinci Dunya Savasinin icine sokmasi. Acikcasi, Ikinci Dunya Savasi'nin kilometre taslarindan olan bir saldiriya ev sahipligi yapmis Pearl Harbor'un Hawaii'de oldugunu buraya gelene kadar bilmiyordum. Ogrendikten sonra ilk firsatta Honolulu sehrinin meshur Waikiki plajindan kalkan otobuslerle Pearl Harbor Milli Parkina gittim. Milli Park icinde ziyaret edilebilecek 5 tane bolge var. USS (United States Ship - Birlesik Devletler Gemisi) Arizona, USS Oklahoma ve Missouri Savas Gemisi anitlari ile USS Bowfin ve Pasifik Havacilik muzeleri. Ben USS Arizona ile USS Bowfin'i gezdim. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 2 |