|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 24 Haziran 2009 17:53 |
 Balideki gunlerim bir cok ilke taniklik etti. Ornegin, ilk defa bu kadar dar bir alanda bu kadar uzun sure kaldim. Asil planim bir kac gun Kuta plajinda dinlenmek, sonra adanin icerilerine Ubud'a yolculuk, biraz orada zaman gecirdikten sonra adanin diger tarafindaki Lovina plaji ile noktalamakti. Ancak Bali'nin benim icin baska planlari varmis. Havalimaninda Fransizlarla tanismamla baslayarak her sey cok keyifli oldu ve bu keyifli seylerin hepsi sadece Kuta civarinda oldu Kuta plaji, ne Tayland'daki adalar gibi beyaz kum-yesil deniz-hindistan cevizi agaclari ucgenini barindiriyor, ne de sorf dalgalari yuzunden yuzmesi zevkli. Ama fotograflarda da goreceginiz gibi o kadar guzel bir gun batimi izleniyor ki... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 23 Haziran 2009 16:15 |
 Rivayete gore 2002'deki Bali bombalamalarina bir Turk'un de karismasindan sonra ulkemize vize uygulayan n tane ulke arasina katilmis Endonezya. Vietnam vize tecrubesinden sonra cekine cekine Malezya'nin Penang adasindaki Endonezya Konsoloslugunun kapisindan iceri girdim. "Imigrasi" bolumundeki panolarda vize basvurusu icin gerekli belgeler yazmiyor. 2 numarali gisedeki gorevliye bizzat sorduktan sonra amca tipimize gore belgeleri belirliyormus. Benden kirmizi fon uzerine cekilmis vesikalik fotograf, pasaport fotokopisi, gidis donus ucak bileti ve 50 Amerikan Dolarcigi istedi. Fotografi ve fotokopiyi hemen karsidaki Turgay Akdemir fotograf studyosunda (yok yok o Istinye'deydi) cektirdikten sonra basvurumu yaptim. Amca ertesi gun gel al dedi ama bende bir sikinti var tabii. Ertesi gun korkulan olmadi ve Bali ziyaretim icin gerekli olan vizeyi kazasiz belasiz almis oldum. Benden hemen sonra pasaportunu teslim alan salak Amerikali pasaportundaki Kambocya vizesine bakip "Aaaa bana eski tarihli vize vermisler" diye sasirirken bana 30 gunluk vize verildigini ogrenince "30 gunluk vize icin niye buraya basvurdun ki kapida zaten 30 gun veriyorlar, ben 60 icin buraya geldim" dedi.
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 18 Haziran 2009 14:14 |
 Bangkok'tan Singapur'a uzanan yoldan Ekvator cizgisini gececek kadar buyuk bir sapma yapmamin tek nedeni Matthew (solda) abim gibi sorf yapmayi ogrenmekti. Teorik olarak cok kolay gorunse de pratikte sorf yapmak ciddi caba gerektiriyor. Vucut kondisyonu onemli, ozellikle sorf tahtasinda yatarken dalganin suruklemesiyle birlikte hizlica ayaga kalkabilmek icin once kol sonra bacak ve son olarak karin kaslarinin guclu olmasi gerek. Dalgayi yakalamak da gorundugu kadar basit degil. Cunku dalga sizi hareketsiz yakalarsa suruklemek yerine uzerinizden gecip gidiyor tabii sizi alabora ederek. Bu nedenle dalgayla aradaki bagil hizi (muhendisim napiyim) kulac atarak azaltmak gerekiyor ki dalgayla beraber hizlanalim. Dalga yakalandiktan ve hizlica ayaga kalktiktan sonra dengeyi korumak baska bir onemli faktor. Eger sorf tahtasi alinan ivmeyle birlikte dalga uzerinde yeterince saglam duruyorsa ufak hatalara tahammul edebiliyor. Sorfle ilgili bir diger nokta bu sporun cok yorucu oldugu. Tipki kayak yapmak gibi, dagdan asagi indikten sonra tekrar yukari cikmak lazim ki denizde telesiyej olmadigi icin o mesafe yuruyerek ve yuzerek aliniyor, ustelik bu sefer dalgaya karsi. Matthew abi bekle beni geliyorum...
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 18 Haziran 2009 05:45 |
|
Her sey havalimanindan Kuta plajina servis olmadigini ogrenmemle basladi. Taksiye binmek pahali degil, ama tek basina taksiye binmek gezgin ruha aykiri. Biraz ileride taksicilerle pazarlik eden iki kizin yanina gidip taksiyi paylasmak isteyip istemediklerini sordum. Margaux ve Liberté ile tanismam boyle oldu. Ucumuz beraber kalacak bir yer aradik yaklasik 1 saat boyunca, ama Bali'ye gelisimiz cok uygunsuz bir zamana denk gelmisti. Cuma gece 10, her yer dolu. Biz de caresiz pahali bir otele yerlestik. O gece disari ciktigimizda kizlarin Fransizca konusmalarini duyan yanimiza geldi ve ekibi toplamis olduk. Ludwig, Fabio, Charles, Raphael, Anissa, Saber, Margaux, Liberté ve Caglayan. Konusmalara Fransiz kalan ben oldum tabi. 15 Haziran aksam saatlerinde Fransiz arkadaslarin havuz basinda duzenledigi kokteyl, hemen ertesinde yemek, yemekte sondurulen sembolik dogumgunu mumu, hediyeler ve esc club... Beklenmedik samimiyette, cok eglenceli bir dogumgunu oldu. Merci beaucoup!
|
|
|
|
|
|