|
Kolombiya
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 18 Ağustos 2009 03:51 |
|
Bogota'dan kalkan ucagimiz Amazon ormanlarinin semalarinda suzulurken pencereden gorunen manzara cok etkileyiciydi. Dipdibe yerlesmis, yemyesil agaclarla kapli, ufuk cizgisine kadar uzanan orman, ara ara manzaraya eklenen yilan gibi kivrilan hem genis hem dar nehirler, gokyuzunde parca parca bulutlar ve bulutlarin Amazon ormanlari uzerine dusen golgeleri. Gercekten muhtesem!
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 18 Ağustos 2009 03:49 |
|
Kolombiya'lilar bu gezide simdiye kadar gordugum en neseli, en sicak ve en yardimsever insanlardi. Yardimsever olmalarinda ulkelerinin dunyadaki kotu imajinin duzeltebilme cabasi da var suphesiz. Neseleri ise tum hal ve hareketlerine yansimis. Kapi gicirditisina oynar denir ya, iste onlarin tamami Kolombiyali.
Hostelden bir grup arkadasla gittigimiz barda Club Colombia'larimizi yuvarlarken, nasil olduysa bir suru Kolombiyali gencle tanistik. Camila, Martha, Helga, Alejandro... Hepsi de okumus cocuklar, kimi Disisleri Bakanliginda calisiyor kimi yabanci sirketlerde, sakir sakir Ingilizce konusuyorlar. Buradan sonra sizi bir "Salsa Club"a goturelim dediler, "eyvallah" dedik.
|
|
Devamını oku...
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 11 Ağustos 2009 06:41 |
Karayoluyla ulke degistirirken artik yeterince deneyim kazandigimi dusunuyordum. Nitekim, bekledigim gibi, otobus Venezuela'dan cikis yaparken sinir kapisinda bulunan pasaport kontrol noktasinda (Imigracion) durdu, hepimiz indik, once yurtdisi cikis harcimizi odedik, sonra pasaportumuza ulkeden cikis damgasi aldik, tekrar  otobuse dolustuk. Sonra otobus, iki ulke arasindaki tampon bolgeye girdi, buradaki bir mola yerinde durdu. Yemekler yendi, tuvalete gidildi, tekrar otobuse bindik. Kolombiya'ya dogru devam ettik. Otobus ileride bir noktada durdu, otobusten kimse inmedi, etrafa baktim, gozlerim Imigracion'u aradi ama goremedim. Otobus 1-2 dakika sonra devam etti. 3-4 kilometre sonra tekrar durduk, bir jandarma kontrolu oldu, aracin bagajlari arandi, tekrar yola devam ettik. Ben hala Imigracion'u beklemekteydim. Biraz ileride Kolombiya'nin ilk sinir sehri Maicao'ya girince Imigracion'u coktan gectigimizi anladim. Hemen otobusu durdurdum, Imigracion'u sordum. Sofor Imigracion'un cok geride kaldigini, istersem Maicao'dan taksi ile sinira kadar gidip giris damgasini alabilecegimi, ancak o saatten sonra Cartagena'ya gidecek bir otobus bulmamin cok zor olacagini soyledi, ya da en azindan ben yarim yamalak Ispanyolcamla oyle anladim. Issizligin ortasinda, tozun topragin icinde, 35 derece sicaklikta, bir otobus dolusu Kolombiyali ile ben tek basima. Cantami bagajdan cikartmislardi, ben de kendime ve sansima kufrederek otobusten iniyordum ki iceriden Cartagena, Cartegena diye seslendiler bana. Otobuse geri dondum, tum otobus bana elleriyle damga isareti yapip Cartagena diyorlardi, sonra yanima catpat Ingilizce konusan bir kadin geldi: Cartagena'da bu damga isini halledebilirmisim, ama biraz para odemem gerekecekmis. Caracas'tan bulundugumuz noktaya yapilan 16 saatlik bir yolculuk uzerine sirt cantami yuklenip sinira kadar gitmeyi gozum yemedi, cantayi bagaja geri verdim, tekrar otobusun koltuguna kuruldum, devam ettik. Yolda moralim cok bozuldu: nasil oldu da Imigracion'u kacirdim, nasil oldu da otobusteki yolculari kimse kontrol etmedi, nasil oldu da otobusteki diger yolcular pasaportlarinda damga vurdurmak icin inmedi, nasil, nasil, nasil? Tek tesellim Ingilizce konusan kadinin Cartagena'da bu isi halledebilecegimi soylemesiydi. |
|
Devamını oku...
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 10 Ağustos 2009 17:20 |
Bogota, genel olarak kasvetli bir sehir gibi geldi bana.  Tipki Istanbul'daki gibi neredeyse butun tarihi gorulecek yerleri barindiran La Candaleria bolgesi, genelde gezginlerin tercih ettigi bir konaklama alani ayni zamanda. Meclis, Cumhurbaskanligi, tarihi kiliseler, Bolivar Meydani, eski binalar, sehrin en iyi muzeleri hep bu bolgede. Ayrica, iki universiteye ev sahipligi ettigi icin bol miktarda yeme icme mekani, fotokopici ve internet kafe var. Sehrin modern bolumu ise, herhangi bir dunya sehrinden farksiz. Gecekondular da ayni sekilde.
Ben Turizm Polisinin yalancisiyim, sehirdeki tum resmi binalar sehrin guneye dogru buyuyecegi dusuncesiyle on cephesi guneye bakacak sekilde yapilmis. Ancak sehir kuzeye buyudugunden, bu binalar sehre sirtlarini donmus vaziyetteler su anda.
|
|
Devamını oku...
|
|
Caglayan tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 09 Ağustos 2009 19:16 |
 Siz de benim gibi Metrobus'un Istanbul'un trafigine Turk usulu bir cozum olarak Kadir Topbas tarafindan icat edildigini dusunuyorsaniz, fena halde yanildiniz. Bogota'nin metrobusu TransMilenio, 2000 yilindan beri hizmetteymis. Tipki bizdeki gibi, TransMilenio otobuslerine ana karayolunda ozel serit ayirarak uygulanan bu sistem, Bogota'da birden fazla hatta yayilmis. Ozellikle mesai giris cikislarinda tikis tikis olan TransMilenio sehrin genel trafigini rahatlatmis gorunuyor. TransMilenio ile ilgili son bir not, Istanbuldakinin aksine Bogota Buyuksehir Belediyesi bu hatlarda yolcu inis-binis kapilari sofor tarafinda olan metrobusleri tercih ettiklerinden, TransMilenio otobusleri trafigin akis yonuyle ayni istikamette gidiyor
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 2 |
|