Bogota'dan kalkan ucagimiz Amazon ormanlarinin semalarinda suzulurken pencereden gorunen manzara cok etkileyiciydi. Dipdibe yerlesmis, yemyesil agaclarla kapli, ufuk cizgisine kadar uzanan orman, ara ara manzaraya eklenen yilan gibi kivrilan hem genis hem dar nehirler, gokyuzunde parca parca bulutlar ve bulutlarin Amazon ormanlari uzerine dusen golgeleri. Gercekten muhtesem!
Leticia, Kolombiya'nin Amazon ormanlari bolgesinde ve Amazon nehri kiyisinda karayoluyla ulasim olmayan sirin bir sinir kasabasi. Bu gezide simdiye kadar gordugum tum sinir kasabalari gibi sakin, rahat, insanlari neseli bir kasaba. Leticia'nin en ilginc ozelligi Peru, Kolombiya ve Brezilya arasinda uclu sinir olmasi. Leticia (Kolombiya), Tabatinga (Brezilya) ve Santa Rosa (Peru) arasinda fiziki olarak herhangi bir sinir (tel orgu, sinir kapisi vb.) olmadigi icin yirmi dakika icinde uc ulkeyi ziyaret etmek mumkun.
Letica'da kasabanin icinde kalmak yerine Steve adinda bir Ingiliz'in yagmur ormanlari icine kurdugu barakalari tercih ettim. Bu barakalara ulasmak icin bir dolmusla 8 kilometre kadar kasabanin disina cikmak, dolmusun biraktigi yerden de 2 km kadar orman icindeki patikadan yurumek gerekiyor. Ben de
DAS ofisinden ciktiktan sonra cantami dolmustaki cuvallarin ustune yerlestirip koltuguma oturdum. Dolmus beni 8.kilometrede bir patikanin onunde birakti, patikada 1 kilometre kadar yurudukten sonra buralara bir hostel kurmanin ne kadar mantiksiz oldugunu ve hatta civarda bir hostel olmadigini dusunmeye baslamistim. Neyse ki biraz daha yurudukten sonra Steve'in yerli karisiyla ve kayinvalidesiyle beraber islettigi barakalara ulastim.
Mekana ayni gun benden once gelen arkadaslar o gece icin yerli bir rehber esliginde orman icinde bir yuruyus ayarlamislar. Ben de onlara katilmaya karar verdim. Elinde kilica benzer bir seyle kapida beliren Amazon yerlisi rehberimiz bizi ormanin derinliklerine soktu. Fotograflarda goreceginiz gibi yer yer tarantula, yilan, kurbaga gibi bilumum mahlukati gorduk, tuhaf tuhaf sesler duyduk. 2 saatlik yuruyusun sonunda geri dondugumuzde bendeki izlenim rehberin bizi konu komsunun arka bahcesinde dolastirip iki uc tane mahlukat gosterdigiydi. Aynen bizim Nigde baglarindaki gibi, rahmetli anneannemin bagindan baslayip once Saime Teyze'nin bahcesine, oradan Sadiye Hala'ya ugrayip bahce sulamakta kullanilan golun kenarindan gecip yolda da karsimiza ne ciktiysa onlari fotograflamis gibiydik.
Ertesi gun diger arkadaslar yakindaki bir adaya gezi duzenlediler, ben islerimi halletmek uzere kasabaya gittim. Aksam uzeri bulustugumuzda hikaye yine ayniydi, hic oyle National Geographic havasinda bir gezi olmamis, tipki hayvanat bahcesi gezer gibiymis. Sanirim gercek bir Amazon deneyimi yasamak icin isi bilen bir yerliyle ormanin icinde kamp kurmak gerekiyor.
Leticia'dan yine Amazon nehri kiyisinda bulunan ve karayoluyla ulasim mumkun olmayan Peru kasabasi Iquitos’a gidebilmek icin uc secenek var. Birincisi kargo gemilerine guvertesine hamak kurup nehirde 3 gun suren bir yolculuk yapmak. Ikincisi 10 saatlik bir hizli tekne yolculugu. Ucuncusu ise deniz ucagi (Hydroplane). Park havuzunda yikanmaktan kacinan biri olarak kargo gemisine hamak kurmayi zaten tercih edemezdim. Hizli tekneye bilet bulamadim. Boylece yasamimda bir ilk daha gerceklesti ve deniz ucagina binmis oldum.
Planim Iquitos'da bir kac gece kalmakti ama burasinin Letica'dan cok farkli olmadigini gorunce Star Peru havayollarindan ilk ucaga biletimi alip kendimi Lima'da buldum.